...
Düz gelip topal giden sevdam,
gece...
Dost bildiğin salıncakta bir rüzgar, zamansız...
İçinde süzülen bir kuş,
güle meftun...
Yanan o masum bakışta,
kör ve topal...
Geceye örtü hüzün,
özlem...



...
Ve o gülüşün;
masmavi denizde bir tutam,
rahmet rahmet.
...
O, insanın içini ferahatan;
insanı aydınlatan, rengarenk.
...
Yaralı bir ceylan gözleri kadar masum,
yaralı bir ceylan kadar korkulu...
...




Ne kadar hoş; kokusu, tadı, duygusu.
İçimde kıpır kıpır çocuk.

Bilirim, sen; orada en baş köşede,

Bir yetimin gözlerinde,
Bir annenin kucağında.
...

İkindi vakti hicranlı ve suskun.
Seherden kalmış açılmaya meftun.

Bilirim eksilmezdi içindeki bahar;
Beyazdan masum sevdalar.
...



Kırmızı gelincikler,
en çokta ateşten almış rengini...

...

Ve sonra yine hüzün...



...

Eylülden sevdalar büyüttüm sonra;
Göçmen kuşların kanatları altında...

...

Güneşin yansıması gibi;
Bulutlardan öte giden bir buluşma,
Rüzgarın yapraklarla zikri gibi...

...


Sen gönlüme 'ah' sın.
Karanlık geceme güneş, gönül dünyama 'nâr' sın.
...
Sen kimselerin bilmediği kendime sakladığım; ürperişim, sessizliğim, rahmete susayışımsın...
...
Sen gönlümün duası, sabrı ve en güzel 'ah'ısın...

...






Ahmet KARGILI

(Bu sayfadaki sözler şahsıma aittir, izinsiz kopyalanamaz, alıntı yapılamaz)

Sosyal Medyada Paylaş